Ağrı’dan Aliye Öğretmen

aliyeBu kez de gencecik  Aliye Öğretmen’e sorularımı sordum. Ağrı’nın köylerinden birinde başladı görevine. Mesleğini çok seviyor.

Hep öğretmen olmak istemiş. Küçükken herkese “Öğretmen olacağım ben” deyip dururmuş. Olmuş da sonunda.

Milli Eğitim Bakanı olsa neleri değiştirmek isteyecegini sorduğumda her ile her öğretmene ulaşmayı hedefleyeceğini söylüyor ve ekliyor:

Çünkü bir yıldır buradayım ve bir öğretmen olarak bana akrabalarım ve tanıdıklarım dışında hiç kimse hâlâ okulda bir sıkıntımın olup olmadığını ve öğretmenlik mesleğimin nasıl seyrettiğini sormadı.”

İşte Aliye Öğretmen’in cevapları….

Öğretmenlik mesleğinin başında ve Ağrı’dasın. Bu yöre ile ilgili izlenimlerin neler?

Bu bölgeye daha önce hiç gelmedim. İlk gelişim. İnsanları çok iyi kalpli ve çok saygılılar. Özellikle öğretmenlere karşı çok saygı var. Onların çocuklarına eğitim verdiğimizin onlara bir şeyler öğrettiğimizin bilincindeler. “İlçemize öğretmen geldi” diye çok sahiplendiler bizleri. Bakkal kavramı benim için bitmişken buralarda bakkal amcalar hâlâ devam ediyorlar veresiye yazmaya. Açıkçası seviyorlar sayıyorlar öğretmenleri.

Mesleğini severek yapıyor musun?

Çok seviyorum.Mezun ettiğim bir sürü öğrencilerim oldu mesela. Birlikte çektirdiğimiz fotoğraflar var. Onlara her baktığımda her dakikamı özlediğimi hissediyorum. Tatile gireceğimiz için hepsinin gözlerinde bir korku var. Çekinerek sordukları tek soru  “Bu yıl gidecek misiniz siz de?“ “Neden gideyim daha yeni geldim ben” diyorum. “Ama biz her alıştığımızda öğretmenlerimiz gitti” diyorlar. Öğretmen sirkülasyonu çok fazla. Doğu’ya alışamayan öğretmenler de oradan başka memleketlere gittikleri için geride aslında güvensiz çocuklar bırakıyorlar. Çünkü tam öğretmenlerine alışıyorlar bir şeyler paylaşıyorlar, öğretmen gidiyor. Onları fazlasıyla üzüyordur bu durum.

Sence Türkiye’de öğretmene ve öğretmenlik mesleğine değer veriliyor mu? Ne dersin?

Öğretmen ve değer. Bu iki kelimeyi ardı ardına kullanmak olmadı işte. Belki de değer verdiklerini zannediyorlardır, sene başında eğitim ödeneği adı altında kırtasiye parası yatırarak ya da 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü kutlayarak gerçekten değer verdiklerini düşünenler olabilir ama ben değer verildiğini hissedemiyorum.

Okuluna gelir gelmez büyük bir kampanya başlattın ve pek çok yerden destek geldi sen de onları gereken öğrencilere paylaştırdın. Nasıl oldu bu çalışman? Başından şimdiye kadar olan süreci  paylaşabilir misin? Zorluklar çıktı mı?

Evet. Aslında ben bu kadar büyük bir kampanya başlatacağımı hiç düşünmemiştim. Yakın arkadaşlarımdan destek gelir bir de birkaç sanatçıya ulaşabililirim diye düşündüm ama bir çok kişiyle tanıştım ve inanılmaz yardım geldi okuluma.  Biraz zor oldu aslında. Haberleşmesi, çocuklara dağıtımı her şeyiyle sıkıntıydı ama “Rabbim yardım etti” derler ya gerçekten bir el uzandı aslında. Zorluklar tabii ki oldu çünkü velilerimiz bilinçsizler. “Yardım geldi” denildiğinde kendilerinden daha zor durumda olabilecek kişileri düşünmeden talep edebiliyorlar. Ama bir çok kişiye de yardım yerinde yapıldı ve bundan fazlasıyla mutluluk duyuyorum. Bu süreçte bazı öğrencilerime de sorumluluklar vererek onlarında bilinçlendiğine inanıyorum.

Öğretmenlere kaliteli mesleki eğitim verildiğini düşünüyor musun?

Tabii ki de. Ben mesleki eğitim fakültesinden mezunum. Ve gerçekten eğitim derslerini çok iyi hocalardan aldım. Staj dönemimiz de var. Okullara giderek öğrenciyken öğretmenliğe hazırlıyorlar seni. Ben staj dönemim olmasaydı bir çok şeye çok yabancı kalırdım.

Okulda geçirdiğin saatler dışında neler yapıyorsun? Diğer öğretmen arkadaslarınla okul dışında da biraraya geliyor musunuz? Okul dışındaki vaktinizi geçirebileceğiniz sizlere özel bir yer var mı?

Akşam vakitlerinde birbirimize gelip gidiyoruz öğretmen arkadaşlarımla. Park var, yeşillik bir yer. Oraya yürüyoruz. O da kışın mümkün değil. İlçede Öğretmen Evi dışında zaman geçirebileceğim bir yer yok. Öğretmen Evi’nde de sadece televizyon ve çay olduğu için o da ilgimi çekmiyor açıkçası. Haftada  bir ya da iki kez Ağrı Merkez’e giderek rahatlıyoruz aslında ya da çevre illere gidiyoruz.

Bu yörede çalışan öğretmenler olarak kendinizi mesleki anlamda geliştirecek kaynaklara ulaşabiliyor musunuz?

Hayır. Çok nadir kurslar açılıyor. Sertifika alma imkanı doğuyor bizlere.  Onun dışında internetten farklı bir kaynak yok.

Velilerle ilişkilerin nasıl?

Velilerle ilişkim gayet iyi aslında.  Bana karşı bir saygısızlıkları olmadı ki zaten halk öğretmene çok saygılı. Sadece veli toplantılarına gelmiyorlar. Sorunları konuşamıyoruz bu nedenle. Ev ziyaretlerini sıklaştırıyoruz biz de ama ne kadar arttırabiliriz ki bizlerde.

Kız çocuklarının okutulması konusunda istekliler mi  veliler yoksa ilkokuldan sonra okuldan alıyorlar mı?

Ortaokul bittikten sonra evlenen öğrenciler var. Bazı veliler bilinçsiz oldukları için kızları okutma konusunda ikna ekiplerimizle evlerine gidiyoruz. İkna etmeye çalışıyoruz tabii ki ama ne kadar yararlı olursak. Bazı anneler de bana kim yardım edecek kızımda giderse mantığı var. Çoğunlukla kızlar okusalarda ev işlerinde fazlasıyla kullanılıyorlar.

Milli Eğitim Bakanı olsan eğitim sisteminde neyi/neleri değiştirmek isterdin?

Öncelikle okullardaki temel sorunları araştırırım.

Özellikle doğudaki velilere seminerler düzenletirim. Öğrenciler okumaya zaten istekliler. Bu öğrencileri okula ancak aile hazırlayabilir. Ailelerin bilinçlenmesi için çabalardım. Sonuçta temelde aile var.

Ve teknolojinin bu kadar geliştiği bir ülkede herkesin Milli Egitim Bakanı olarak bana direkt ulaşabilmesini sağlardım. Cep telefonu biraz sıkıntı olabilir belki ama bununla ilgilenen bir sekreter mühim istekleri iletebilir zannımca.

En etkili yol ise öğretmenlerin göndermiş olduğu mailleri önemseyerek, empati kurarak incelerdim.

İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri’ne yapılan ödeneklerin okullara ulaşıp ulaşmadığını denetlerdim. Ya da sorun  Milli Egitim Bakanlığı’nda yani bende ise bu ödenekleri yeteri kadar verdiğimden emin olmaya çalışırdım. Her ile her öğretmene ulaşmayı hedeflerdim. Çünkü bir yıldır buradayım ve bir öğretmen olarak bana akrabalarım ve tanıdıklarım dışında hiç kimse hâlâ okulda bir sıkıntımın olup olmadığını ve öğretmenlik mesleğimin nasıl seyrettiğini sormadı. Bir Milli Eğitim Bakanı olarak bizzat öğretmene ihtiyacını sormayı tercih ederdim.

Kesinlikle katılıyorum. Başka  eklemek istediğin bir konu var mı?

Doğuda öğretmenlik yapıyorum ve oradaki çocukları bizzat izliyorum. Seçmeli dersler orada bence kültür birikimlerine katkıda bulunduracak dersler olarak okutulmalı. Çünkü oradaki çocuklar görmemiş hiç birşey. Bir tiyatro nedir bir sinema nedir bilmiyorlar. Toplum önünde nasıl konuşulur, nasıl kendilerini tanıyabileceklerini bilmiyorlar. En basitinden bireysel olarak bir bilgisayar bile kullanamıyorlar. Bu sorun nasıl giderilir hiç bilmiyorum ama oradaki çocukların da bir çok şeyden uzak kalmalarına gönlüm razı olmuyor. Bir de mevsimlik olarak çocukların okuldan uzaklaşması var tabii. Kimisi çobanlık yapıyor. Kimisi yaylaya gidiyor. Biz bu çocuklara yarıda kalan eğitimi nasıl tamamlayabiliriz. Nasıl bu düzeneği değiştirebiliriz bence ordan başlanmalı.

Teşekkür ederim.

Ben teşekkür ederim Aliye Öğretmenim*.

* Aliye, öğretmenimizin gerçek ismi değildir.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *