“Ana sınıfı öğretmeni de ne demek?”

1975 yılında, kırk yaşındayken Kütahya Kurtuluş İlkokulu’nda ana sınıfı öğretmeni olarak göreve başlayan Ayten Selamoğlu o günlerde kimsenin ana sınıfı öğretmenliği kavramından haberdar olmadığını anlatıyor:

“Anasınıfı öğretmenliği kavramı henüz ilkokullardaki öğretmenlere, müdürlere bile çok yabancıydı. Ana sınıfı öğretmeni ne yapar, ne işe yarar kimse bilmiyordu. Hatta öğretmenler biraz da küçümseyerek “Siz buradan mı maaş alıyorsunuz?” diye soruyorlar, beni bir nevi çocuk bakıcısı gibi görüyorlardı. Ben de hem kimseye mahcup olmamak hem de mesleğin gereklerini öğrenebilmek için Kız Enstitüsü’ne giderek müdiresinden izin alıp bir yandan da uygulama derslerine girmeye başladım.

Bir yandan da öğrendiklerimi uygulamak istiyordum ama elimde ne boya ne kağıt kalem ne de oyuncak vardı. Büyük boy resimli takvimleri biriktirip okula getiriyordum, bunların tersini çevirip üstlerine çocuklara resim yaptırıyordum. Yine bu takvim yapraklarını duvara monte eder çocuklara büyük kaslarını geliştirmelerine imkan tanıyacak şekilde ve duvara da zarar vermeden geniş geniş boyatıyordum. Sağdan soldan masal kitapları, kullanılıp bırakılmış büyüklü küçüklü pastel boyaları topluyor sonra onları küçük parçalara kırıp çoğaltarak kapların içine koyuyor çocuklara dağıtıyordum. Kendi imkanlarımla küçük makaslar aldım. Kese kağıtlarını biriktirip okula götürüyor göz yerleri kesip, üstlerine resimler yapıştırarak kukla ya da maske yaptırıyordum. Kimi zaman ailelerden de malzeme istiyorsam da çoğunun maddi durumları iyi olmadığı için pek getiren olmuyordu. Her tür eksiğe rağmen ben çocuklarla olmayı seviyordum, her halde onlar da benimle olmayı seviyorlardı ki güle oynaya gelirlerdi.”

 

AAA-Eg.Hal.Foto

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *