Esin – İlk, Orta ve Lise Eğitimini İsveç’ te Tamamladı

esinEsin ilk, orta ve lise eğitimini İsveç’te tamamladı. Üniversite yıllarının yarısı İsveç’te yarısı Amerika’da geçti.  Uzun süredir Türkiye’de yaşıyor ve biri lisede biri sekizinci sınıfta iki çocuğu var.

İsveç’teki ilkokul ve ortaokul eğitimini ana hatlarıyla ‘egitiminhalleri’ne anlattı.  Öyle görünüyor ki İsveçliler çocuklarına sadece fen, matematik, İngilizce gibi dersleri öğretmenin değil hayata dair bilgiler vermenin de en az diğerleri kadar önemli olduğunu düşünüyorlar. Öyle olmasa dikiş dikmeyi, masa hazırlamayı, kazak yıkamayı öğretip; hava soğuk demeden açık havada oyun oynamayı, her çocuğun sevdiği alanda spor yapmasını ve istediği bir müzik aletini çalmasını teşvik edip; cinsel eğitime henüz ilkokul birinci sınıfta başlarlar mı?

Üstelik İsveç’te dürüstlüğün en önemli değer olduğu düşünülüyormuş!… Hem de kızlı erkekli… Keşke biz de düşünsek

“İsveç’te ilkokul 6 yıl, ortaokul da 3 yıl sürüyor. İlkokuldayken sınıflarımız 16 kişilikti, Türkiye’deki kadar kalabalık değildi. Her sınıfın kendine özel tuvaleti, lavabosu olurdu.”

“İngilizce ve Matematik derslerinde sınıf ikiye bölünerek öğrenci sayısı daha da azaltılırdı. Matematik ve İngilizce diğer derslere göre öğrenilmesi daha zor kabul edilen derslerdi, o nedenle böyle bir bölünme yapılırdı. Sonuçta herkes aynı şeyleri öğrenirdi ama farklı zamanlarda öğrenirdi.”

Her okulda tam gün hemşire ve diş doktoru olurdu, bir doktor da belirli saatlerde gelirdi. Tüm göz, diş ve diğer sağlık kontrolleri, aşıların takibi hep okulda yapılırdı.”

“Biz Stockholm’de yaşıyorduk. Çok düzayak bir şehirdir orası. Biz hep dışarı çıkar oyun oynardık. Yaz kış böyleydi.‘Aman çocuk dışarı çıkmasın hasta olur’ gibi bir yaklaşım yoktu kesinlikle. Teneffüslerde muhakkak bütün çocuklar sınıfı terk etmek, açık havaya çıkmak zorundaydı. Yasaktı sınıfta durmak. Hasta olan bile dışarı çıkarılırdı. ‘İyi giyinin ve oynayın, o zaman hasta olmazsınız’ derlerdi öğretmenler.”

“Ormana, göl kenarına pek çok gezi yapılırdı. Ormanda ateş yakar, sosis pişirirdik. Yarım günü böyle geçirirdik.”

“Spor haftası olurdu meselâ; önceden bir form doldurur hangi sporu denemek istiyorsak belirtirdik. Denediğin sporu seversen devam ederdin. Her çocuk muhakkak isteğine göre bir spor yapardı.”

“Haftada bir de havuza giderdik. Zaten herkes yüzmeyi okulda öğrenirdi. Mutlaka bütün çocuklar yüzme bilirdi. Okulun havuzu değil de genel bir havuza gidilirdi.”

“Müzik dersinde de gene öğrenci bir form doldurur ve piyano, gitar, trompet artık hangi aleti öğrenmek istiyorsa onu formda belirtir. Ben mesela dokuz yaşındayken piyano öğrenmeye başladım. Okul çıkışı gidip ücretsiz olarak teke tek ders aldım. Tabii ders çok uzun olmazdı, yarım saat veya kırk dakika sürerdi ama öğretmenle birebir çalışırdık. Özel ders gibiydi ama devlet tarafından ödenirdi. Burada özel okul da olsa çocukları topluca alıyorlar derse, sıra ya geliyor ya gelmiyor her çocuğa. Mesela benim evde piyanom yoktu ama öğretmen masanın üzerinde notalara bakarak piyano varmış gibi evde de çalışmamı isterdi, ben de öyle çalışırdım.”

“Bir de dikiş dersi vardı ilkokulda. Hem kızlara hem erkeklere… Bir dönem dikiş ve örgüye giderdik sınıfça, bir dönem de marangozluk dersimiz olurdu. Yine marangozlukta da sadece erkekler olmazdı, kızlar erkekler hep birlikte giderdik.”

“Öğretmenler bize derlerdi ki ‘Kullanmadığınız, rengini sevmediğiniz giysinizi getirin burada boyama yapıcaz hep birlikte’. Çamaşır makinesinde kıyafet boyamayı gösterirlerdi. Diyelim beyaz bir pantalonun var laciverte dönüştürmek istiyorsun, işte bunu nasıl yapacağımızı bize ilkokulda gösterirlerdi. Böylece eskileri değerlendirmeyi öğretmiş oluyorlardı. Bu da dikiş ve örgü dersinin içinde ilkokulda öğretilirdi.”

Ortaokulda da yemek pişirme, yemek tarifi nasıl takip edilir, masa düzeni, çatal bıçak nerede durur, bardak nerede durur, çamaşır nasıl yıkanır, yıkamadan önce etiketler nasıl okunur onlar öğretilirdi. Herkes o gün okulda pişirdiğini, çok basit bir şey bile olsa, belki bir ufak kek bile olabilirdi, hep birlikte sofraya koyar yerdi ama o bize öğretilen masa düzenine uygun olarak hazırlardık masayı. Ne bileyim mumlar filan bile olurdu. Mumlar yakardık. Yirmi dakika, yarım saat bile olsa bize bu şekilde masa hazırlatırlar ve biz de orada yerdik yemeğimizi.”

Ayrıca kazak nasıl yıkanır, yıkandıktan sonra sarkmayacak şekilde nasıl kurutulur hep bunları okulda öğrenirdik. Bugün bile hiç unutmuyorum öğretmenin söylediklerini ‘Tersten yıkayın, yatay serin’ demişti meselâ. Okulda çamaşır makinesi, kurutma makinesi hepsi vardı. Bütün okullarda vardı.”

Öğretmenlere isimleriyle hitap ederdik. Daha bir arkadaş arkadaştık, öğretmen öğrenci gibi değildik. Hatta öğretmenimiz bizi evine davet etmişti evine de gitmiştik. Kampa gitmiştik. Mesela burada da kamp yapılıyor ama sınıf öğretmeni değil spor öğretmeni gidiyor. İlkokulda sınıf öğretmeni çok çok önemli bir rol üstlenir İsveç’te. Çocuğu şekillendiren kişi olarak kabul edilir ilkokul öğretmeni. Çocuğun huyunu suyunu, karakterini şekillendirir; rol modeldir. İlkokulda çocuğun öğretmeniyle olan bağının güçlü olması gerektiği düşünülür. Burada o yok, evet belki bir sınıf öğretmeni var ama onu sıkça değiştirme eğiliminde oluyor okullar.  Halbuki öğretmenin bu denli sık değiştirilmesi doğru değil.”

İlkokul birinci sınıfta cinsel eğitim başlıyordu; çocuk nasıl olur, doğum nasıl olur bunlar görsel malzemeler kullanılarak, kitaplarla, çizgi filmlerle anlatılırdı. Ortaokuldaysa cinsellik nedir, hamilelikten korunma yöntemleri, cinsel hastalıklar… Bunlar öğretilirdi.”

Ortaokulda çocukları uyuşturucu bağımlılığından korumaya yönelik bir ders vardı mesela. Bu derste konuşmalar, film gösterileri olurdu. Hatta eskiden uyuşturucu bağımlısı olan ama sonra kurtulmuş kişiler davet edilir, konuşma yaparlardı. Nasıl bağımlı olduğunu, hayatını nasıl olumsuz etkilediğini, uyuşturucu bulmak için ne yollara başvurduğunu, bedenini sattığını hep anlatmıştı. Kadın da olabiliyordu gelenler, erkek de. Beni çok etkilemişti bu ders mesela. Uyuşturucu kullanan birinin önceki ve sonraki halini gösterirlerdi; dişleri dökülmüş, cildi bozulmuş, vücudunda yaralar açılmış, ne kadar zayıflamış hep bunları görüyorduk. Türkiye’de de bazı okullarda bu konuda kimi konuşmalar olabiliyor ama bu denli etkileyici çalışmalar yok öğrencilere yönelik.”

Dürüstlük ve doğruyu söylemek çok önemli bir değerdir İsveç’te ilkokulda da ileri yaşlarda da; her yaşta ve her zaman daha doğrusu. Burada kızımın okulunda bana çok garip gelen bir başkanlık seçimi yapılmıştı ilkokulda mesela; birgün Mina eve geldi ve ‘Anne yirmi tane lolilop alalım’ dedi  ne yapacağını sorunca da ‘Herkes bir şey veriyor başkanlık yarısında anne” dedi. Ben de “Böyle olmaz Mina. Yapabileceklerin neyse onu anlatıcaksın, ikna ediceksin arkadaşlarını, lolipop almakla olmaz. Rüşvet vermek olur bu” dedim. “Hem okul müsaade ediyor mu bunları yapmanıza?” diye sorunca da “Anne hepsi bir şey veriyor hatta biri çikolata şelalesi getirme sözü verdi” demesin mi? E olur mu bu? Çocuklara bu yaşta bunlara izin verilir mi?

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *